Yeşil Bilişim

Yeşil bilişim, bilişim ürün ve hizmetlerinin doğa dostu bir biçimde üretilmesi, kullanılması ya da bu kullanım sonucu faaliyetlerin çevresel olarak sürdürülebilir hale gelmesidir. Türkiye dahil bütün dünyada giderek daha önemli hale gelmektedir. Uluslararası kuruluşlar konuyla ilgili araştırmalar yapıp raporlar sunmakta, ülkeler planlar yapmakta, firmalar önlemler almakta, bireyler davranışlarını değiştirmektedir.

Neden yeşil bilişim?

Son yıllarda, özellikle küresel ekonomik krize kadar yaşanan süreçte, dünya ekonomisinin artan bir hızla gelişmesi, zengin ülkelerin doğaya zarar vererek büyümesi, gelişen ülkelerin küresel üretime ve tüketime giderek daha fazla katılması gibi faktörler sonucu, insanoğlunun çevre üzerindeki olumsuz etkisi artmaktadır. Tarih boyunca gözlemlenen doğa olaylarının ve iklim değişikliklerinin doğal nedenler yanında artan bir biçimde insan etmeninden kaynaklandığı konusunda dünyadaki uzmanların büyük çoğunluğu görüş birliğindedir. Üretim, aydınlatma, ısınma gibi faaliyetler, bu tür amaçlarla fosil yakıtların kullanılması, ormanların yok edilmesi ve gerçekleştirilen başka aktiviteler, dünyadaki ortalama sıcaklığın yükselmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu faaliyetler sonucunda karbon dioksit, metan ve ozon gibi bazı gazların salınımı artmakta, bu gazlar atmosferde birikerek güneş ışınlarının geri dönüşünü engellemektedir. Bu gazlara “sera gazı”, soruna da “küresel ısınma” denmektedir. Küresel ısınmanın, tam olarak öngörülemeyen bir zaman dilimi içerisinde, buzulların erimesine, deniz seviyesinin yükselmesine, çölleşmeye, su kıtlığına, salgın hastalıklara, sellere, kitlesel göçlere, savaşlara ve daha birçok başka soruna yol açabileceği, sonuç olarak insanlığın bir kısmının ya da tamamının yok olabileceği öngörülmektedir. Bu sorunun önüne geçebilmek için yapılan faaliyetlerin ve getirilen çözüm önerilerinin arasında, yeşil bilişim ön plandadır.

Yeşil bilişim amaç ve faaliyetleri

Yeşil bilişim, bilişim sektörü ürün ve hizmetlerinin üretim ve kullanımının ve bu nedenlerle yapılan kaynak sarfının sürdürülebilir hale gelmesini hedeflemektedir. Aynı zamanda, bu ürün ve hizmetler sayesinde ekonominin diğer sektörlerinin daha çevre dostu bir hale dönüşmelerine katkı yapmayı amaçlamaktadır.

Doğaya zarar veren maddelerin üretimde kullanımının azaltılması; doğal kaynakların verimli yönetimi; yenilenebilir enerji kaynakları; donanım araçlarının kullanımında enerji verimliliği, kullanım sürelerinin artırılması, yaşam süreleri bittiğinde doğaya geri dönüşümleri ve tekrar kullanımları; üretim ve tüketim süreçlerinde oluşan atıkların yönetimi; davranış kalıplarının değişmesi, kaynakların sürdürülebilir kullanımıyla ilgili bazı faaliyet alanlarıdır.

Yeşil bilişimin önemli bir unsuru da yazılım sektörüdür. Algoritmalar sayesinde büyük miktarda enerji tasarrufu sağlanabilmektedir. Yazılım sektörünün yeşil bilişim çabaları arasında, firmaların faaliyetlerinin otomasyonu ve elektronikleşmesi, verilerin enerjinin daha ucuz olduğu yerlerde saklanması, karbon dioksit emisyonunu azaltan verimli aramalar, işletim sistemlerinin enerji tasarrufu sağlayacak biçimde ayarlanması gösterilebilir.

Bulut bilişim, sanallaşma ve telekomünikasyon, makinelerin ve insanların konuşlandıkları yerden bağımsız olan ya da uzaktaki makine ve insanlarla irtibatını olanaklı hale getiren yenilikler ve segmentler olarak, yeşil bilişime katkıda bulunmaktadır. Bulut bilişim, kaynakları paylaşarak kurum ve tüketici üretkenliğini artırıcı uygulamaları daha verimli kullanmaya yarayan bir olgudur. Sanallaşma, kullanıcıların konumlarından bağımsız olarak sunuculara erişimi ve sunucu konsolidasyonu gibi olanaklarla önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bilişim ürün ve hizmetleri, özellikle internet ve telekomünikasyon sektörü sayesinde, uzaktan çalışma, telekonferans, elektronik ticaret gibi olguları mümkün hale getirmekte, böylece girdi ve giderler azalmaktadır.

Dünyada yeşil bilişim

“Towards Green ICT Strategies: Assessing policies and programmes on ICT and the environment” (Yeşil bilişim stratejilerine doğru: bilişim ve çevre politika ve programlarının değerlendirmesi) adlı, 2009 yılında OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) tarafından yayımlanan çalışmada, bu kuruluşa üye 22 ülkenin devlet ve özel sektörleri ve Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen 92 adet bilişim ve çevre ile ilgili program analiz edilmiştir. Bu girişimlerin çoğu, bilişim sektörünü çevre dostu hale dönüştürmek amacını taşımaktadır. Bilişimin diğer sektörlerin verimliliğine katkısını gözetenler azınlıktadır. Yeşil bilişim için araştırma-geliştirme ve yenilikçilik, yeşil bilişim uygulamalarının devlet ve özel sektörde yaygınlaştırılması, çevre dostu bilişim yetkinlikleri ve eğitimi, başlıca politika alanlarıdır. Yeşil teknolojiler için yapılan araştırma-geliştirme harcamaları, aynı zamanda OECD’ye üye ülkelerin ve çeşitli gelişmekte olan devletlerin ekonomik kriz önlemleri arasındadır. Devlet girişimlerinin önemli hedeflerinden biri de, küresel ısınmaya karşı en geniş uluslararası dayanışma olan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Kyoto Protokolü kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesidir. Bu yükümlülüklerin artırılması ve daha fazla sayıda ülkeye yayılmasının, yeşil bilişim çabalarını da olumlu etkilemesi öngörülmektedir.

OECD, bilişim sektörünün dünyadaki toplam karbon emisyonlarındaki payının %2-3 civarında olduğunu tahmin etmektedir. Bu katkıyı azaltmak için, bilişimin tasarımından araştırma-geliştirmesine, üretiminden dağıtımına, kullanımından atıklarına, yöntem değişiklikleri gerekmektedir. İncelenen politikalar arasında ağırlığın, bilişimin özellikle kullanımının doğrudan ve dolaylı, ya da bir başka deyişle “kolaylaştırıcı”, etkilerinin küresel ısınmayı ve enerji kullanımını azaltacak biçimde yönlendirilmesinde olduğu gözlemlenmektedir. Üretim döngüsünün bütününden kaynaklanan çevresel baskılara yönelik çalışmalar azınlıktadır.

Yeşil bilişimin önemli unsurlarından biri de finansmandır. Enerji tasarrufuyla ilgili girişimler, fosil yakıtların fiyatlarında büyük gerilemelerin yaşandığı küresel ekonomik krize denk gelmiş; projelere finansman bulmak güçleşmiştir. Yeşil bilişim programlarında enerji verimliliği hedefinin ağırlığı ve fosil yakıt fiyatlarındaki bu düşüşler, programların sürdürülebilirliği konusunda endişe yaratmaktadır. Bu çalışmalardaki eksikliklerden biri de, özellikle özel sektör tarafında ölçülebilir hedeflerin azlığıdır.

Bilişimde enerji tasarrufuyla ilgili devlet politikaları arasında, Japonya’nın yeşil bilişim girişimi göze çarpmaktadır. Bu projede, ağ bileşenlerinin enerji tüketimini azaltmak, yönlendiricilerde enerji tüketimi optimizasyonu ve trafik hacminin verimli yönetimi, en önemli hedeflerdir. Veri merkezlerinin özellikle sunucu ve depolama araçlarındaki enerji tüketimini azaltmak ve ekranların enerji verimliliği de, programın amaçları arasındadır.

Güney Kore devletinin çabaları, yeşil bilişimle ilgili politikalara bir başka örnektir. Bu ülkede, akıllı ulaşım gibi konularda, bilişimin diğer sektörlerin çevre dostu olmasındaki kolaylaştırıcı rolüne yönelik çalışmalar ve araştırmalar desteklenmektedir.

Danimarka hükümeti de, bilişim sektörünün daha yeşil bir toplum yaratılmasına katkısına yönelik girişimlerde bulunmaktadır. Bilişim kullanımının çevre dostu olması ve bilişim çözümlerinin sürdürülebilir kalkınmaya katkılarıyla ilgili araştırma-geliştirme çalışmaları, bu ülkede ön plandadır. Danimarka hükümeti, uzaktan çalışma ve telekonferans gibi yöntemleri kolaylaştıracak alternatif donanım ve yazılım teknolojileri konularına özel önem vermektedir.

Bazı devletler teknolojik inovasyona yönelik firmalar arası işbirliklerini, iş kümelenmelerini ve yenilikçilik ağlarını desteklemektedir. Bu çabalara bir örnek, Almanya hükümetinin “Germany: Green IT Pioneer” (Almanya: Yeşil Bilişim Öncüsü) adlı faaliyet planıdır. Bu plan, yerel firmaların ve araştırma kuruluşlarının işbirliğini ve altı bölgede e-enerji konusunu kapsamaktadır. Katılımcılar arasında IBM, SAP, EnBW gibi firmalar yer almaktadır. Üniversitelerin, sektör temsilcilerinin ve hükümetlerin katılımını içeren konferans ve toplantılar aracılığıyla gerçekleştirilen uluslararası bilgi alışverişi de, devlet ve özel sektör çabalarına bir başka örnektir.

Çeşitli devlet ve hükümet kuruluşları da, ürün ve hizmetlerin çevre etkilerini analiz eden sertifikaları desteklemektedir. Bu çalışmalar arasında en yaygın örneklerden biri, EPA (Çevre Koruma Ajansı) tarafından desteklenen Energy Star adlı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki programdır. Energy Star, ürünlerin enerji verimliliğini belirlemek, teşvik etmek ve sera gazı emisyonunu azaltmak amacıyla tasarlanmış bir gönüllü sertifika programı olarak 1992 yılında başlatılmıştır. Bilgisayar donanımları ve çevre birimleri, onay belgesi alan ilk ürünler olmuştur. Daha sonra diğer ofis, iş ve sanayi bina ve ürünlerini, aydınlatma, ısıtma, soğutma ve başka amaçlı ev aletlerini de program kapsamına alan EPA, bazı ürünlerin onaylanmasında Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin Enerji Departmanı ile işbirliğine gitmiştir. Bu program, verimli floresan aydınlatma ve ofis ekipmanları için enerji yönetimi sistemleri gibi teknolojik inovasyonların kullanımlarının yayılmasında rol oynamıştır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde 17.000’den fazla üyesi vardır. Üretici firmalar, son tüketiciye yönelik perakendeciler ve inşaat şirketleri gibi kuruluşlardan oluşan üyelerine, verimli enerji çözümlerine yönelik teknik destek ve ekipman sağlamaktadır. EPA’ya göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde firmalar, kurumlar ve son tüketiciler, sadece 2009 yılında bu sertifika sayesinde yaklaşık 17 milyar dolar tasarruf etmiştir.

Avrupa Komisyonu’nun Çevre Direktörlüğü tarafından 1992 yılında başlatılan Avrupa Birliği Çevre Etiketi de, önemli çevre sertifikası girişimlerinden biridir. Birliğin sürdürülebilir üretim ve tüketim stratejisinin bir parçası olarak tasarlanmıştır. Avrupa Birliği, Norveç, Liechtenstein ve İzlanda tarafından kullanılmaktadır. Belirli ürün ve hizmetlerin bütün yaşam çevrimleri boyunca çevreye olan etkisini ölçmeye yöneliktir.

Özel sektörde de yeşil bilişimle ilgili çabalar ve programlar gözlemlenmektedir. OECD’ye göre, üye ülkelerde üç çeşit sektör kuruluşu, bu konuda girişimlerde bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, sektöre özel kuruluşlardır ve sadece belirli bir sektöre ait firmalardan oluşmaktadır: Consumer Electronics Association, European Telecommunications Network Operators Association ve Silicon Valley Leadership Group gibi. İkinci çeşit, Climate Savers Computing Initiative ve Global e-Sustainability Initiative gibi, belirli bir endüstriye ait olmayan, farklı sektörlerden firmaları içeren oluşumlardır. AMD, APC, Dell, HP, IBM, Intel, Microsoft, Sun Micro System gibi şirketleri içeren Green Grid, bilişim ve çevre ile ilgili girişimlerde bulunan karma oluşumlara başka bir örnektir. Alliance for Telecommunications Industry Solutions ve European Telecommunications Standards Institute gibi kuruluşlar, yeşil bilişim girişimlerinin standartlaşmalarına yönelik çalışmalar yapan, üçüncü tür işbirlikleridir.

Enerji tasarrufu ve yeşil bilişime yönelik yenilikler ve araştırma-geliştirme başta olmak üzere, yeşil bilişim sertifika ve standartları, ekolojik bilişim satın almaları, uzaktan çalışma ve telekonferans gibi çalışanların seyahat etme gereğini azaltan yöntemler, bilişim tedarik zincirlerinin enerji ve doğal kaynak verimliliği, çevre ve yeşil bilişim konularında bilinçlendirme ve eğitim, bu farklı işbirliği türlerinin girişimlerinden bazılarıdır. Kuruluşların çabalarının çoğu, bilişim kullanımının doğrudan etkilerini kapsamaktadır.

OECD’nin raporunda, incelenen devlet ve özel sektör girişimlerinde, bilişim sektörünün biyoçeşitliliğe etkisi ve su kullanımı gibi bazı konuların ihmal edildiği belirtilmektedir. Bilişim sektörünün en fazla su tüketen altı sektörden biri olduğu ve tek bir kişisel bilgisayar üretmek için 1.500 kilogram su gerektiği gibi gerçekler göz önünde bulundurulduğunda, yeşil bilişim girişimlerinin amaçlarının çeşitlendirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.

İsveç’in Girişim, Enerji ve İletişim Bakanlığı tarafından yaptırılan “A Green Knowledge Society” (Yeşil Bir Bilgi Toplumu) adlı rapora göre (2009), bilişim sektörünün diğer sektörlerin enerji verimliliğine ve çevre dostu olmasına katkı potansiyeli büyüktür. Girişimlerin bu konulara daha fazla yönlendirilmesi durumunda bilişim sektörünün 2020 yılına kadar, kendi üretim ve süreçlerinde yaydığı karbon dioksit miktarının beş katı kadar tasarrufu, başka sektörlerin verimliliğine yapacağı katkı sayesinde sağlayabileceği öngörülmektedir. Rapora göre, sadece elektrik şebekelerini daha sağlıklı bir biçimde denetleyen ve yöneten sistemler sayesinde, enerji tüketiminde küresel olarak %30 oranında tasarruf etmek olasıdır.

Akıllı ulaşım, akıllı binalar, akıllı elektrik şebekeleri, çevre bilgi sistemleri, enerji kullanımı optimizasyonu, OECD üye ülkeleri tarafından bilişim ürün ve hizmetlerinin kolaylaştırıcı olarak kullanıldığı az sayıdaki ekolojik girişimlerden bazılarıdır.

Türkiye’de yeşil bilişim

Dünyadaki iklim değişikliği bütün ülkeleri etkilemekte, ancak bu etkilerin derecesi ve biçimleri ülkeden ülkeye değişmektedir. Türkiye’nin de bu değişiklikten ötürü su kıtlığı ve kuraklık gibi sorunlarla karşı karşıya kalabileceği, tarım, gıda, sağlık gibi konularda önemli problemler yaşayabileceği öngörülmektedir.

Türkiye’de iklim değişikliğine en fazla neden olan sera gazı, enerji sektöründe fosil yakıtların kullanımı sonucu yayılan karbon dioksittir. Elektrik, sanayi ve ulaştırma, en çok karbon dioksit salınımına neden olan segmentlerdir. Karbon dioksitten sonra en olumsuz ekolojik etkiyi yapan gaz olan metan emisyonunda ise, madencilik ve hayvancılık sektörleri önde gelmektedir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun “Yeşil bilişim” (2010) adlı raporuna göre, Türkiye’de sera gazı emisyonları, 1990 yılında toplam 170 milyon ton karbon dioksit eşdeğerinden 2004 yılında 297 milyon ton karbon dioksit eşdeğerine yükselmiştir. Dünyada üretilen toplam sera gazının yaklaşık %1’i Türkiye’den kaynaklanmaktadır. Öte yandan, 2003 yılında Türkiye’de 3,3 ton olan kişi başına düşen sera gazı salınımı, 4 ton olan dünya, 9 ton olan Avrupa Birliği ve 11 ton olan OECD ortalamalarının altındadır.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin hızlı bir biçimde büyümeye devam etmesi ve bunun sonucunda sera gazı emisyonlarındaki artışın sürmesi öngörülmektedir. Öte yandan sera gazları salınımının azaltılması gerektiğinden, gelişme gereksinimiyle doğa dostu yaklaşım ihtiyacı birbiriyle çelişkili iki olgu gibi gözükebilir. Ancak doğru önlemler alındığı ve gerekli planlamalar yapıldığı takdirde, yeşil kalkınma mümkündür. Özellikle orta ve uzun vadede daha rekabetçi bir ekonomi ve sürdürülebilir bir kalkınma için çevrenin de gözetilmesi gerekmektedir. Bilişim sektörü, sürdürülebilir kalkınmaya katkı için büyük potansiyele sahiptir.

Türkiye’de bilişim sektöründen kaynaklanan sera gazı emisyonunun miktarı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan, bu rakamın ülkenin genel sera gazı salınımı içerisindeki payının yüksek olmadığı tahmin edilmektedir. Buna karşın, özellikle bilişim ürün ve hizmetlerine olan talebin hızla artacağı öngörüsü dikkate alındığında, bilişimin üretim ve kullanımından kaynaklanan olumsuz etkilerin azaltılmasına yönelik küresel çalışmaların Türkiye’ye de yansımasının, orta vadede sadece çevresel olarak değil ekonomik olarak da olumlu olması beklenmektedir. Bilişim kullanımının başka sektörlerin sera gazı salınım miktarlarının azaltılmasına yapacağı katkı da, ülke için büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılık ve cari açık sorunları göz önünde bulundurulduğunda, bu önem daha da artmaktadır.

Türkiye’de son yıllarda iklim değişikliği ve yeşil bilişim konularında bilinç, faaliyetler ve paydaşlar arası işbirliği giderek artmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda koordinatör kurum konumundadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı gibi başka birçok bakanlık ve kurum da, bu konuda faaliyetlerde bulunmaktadır. Türkiye, Kyoto Protokolü’ne de 2009 yılında dahil olmuştur. Özel sektör tarafında ise, bilişim araç ve hizmetleri üreticileri, ürünlerinin çevre dostu olması için çaba göstermektedir. Üretim ve kullanımda enerji verimliliğinin artırılması ve zehirli maddelerin azaltılması, ürün yaşam süresinin ve doğaya geri dönüşüm oranının artırılması, uzaktan çalışma, kağıt tasarrufu gibi çaba ve amaçlar, ön plana çıkmaktadır. Elektronik fatura, elektronik imza ve mobil imzaya karşı ilgi artmakta, bütün bu konulardaki yasal düzenlemeler, teknik gelişmeler ve uygulamalar hızlanmaktadır.

Yeşil Bilgi Platformu gibi farkındalık yaratma ve bilgilendirme çalışmaları, Steppen gibi firmaların bireysel çabaları, “Yeşillenen Oteller” gibi projeler, Netsis’in gerçekleştirdiği ilk e-fatura uygulaması, yalın düşünce faaliyetleri, Türkiye’deki aktivitelerden bazı örneklerdir. Öte yandan, bu konularda bir ülke stratejisinin belirlenmesinin de, yeşil bilişim sayesinde ülkenin sürdürülebilir kalkınmasına ve küresel sorunun çözümüne yapılacak katkıyı artıracağı öngörülmektedir.

Yeşil bilişimle ilgili bireysel çabalar önemlidir. Ancak iklim değişikliği ve küresel ısınma sorunlarını çözebilmek için ülkelerin, firmaların ve bireylerin birlikte hareket etmeleri ve herkesin üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Bütün vatandaşlarımızı, devletin paydaşlar arası koordinasyonu sağladığı, özel sektörün çevre dostu üretim yaptığı, bireylerin yeşil tüketici olduğu bir Türkiye yaratmaya davet ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s