San José

San José, Kostarika’nın başkenti. Benim için San José, ‘Valle Central’ (merkez vadi) olarak adlandırılan, ülkenin ortasında, dağlarla çevrili vadi demek. Bu vadide aslında dört şehir iç içe geçmiş: San José, Cartago, Heredia ve Alajuela. Bu dört şehirden birinden öbürüne geçtiğinizi anlamanız neredeyse imkansız. Dolayısıyla San José deyince ben bunların hepsini anlıyorum. Yarım günde bu dört şehrin hepsini ziyaret edebiliyorsanız, sanırım dediğim doğrudur!

Bu bölgenin şehircilik açısından herhalde olumsuz yanları olumlu yanlarından fazla. San José ve ona yapışık şehirler sevimli ama güzel demek zor ve karışık, tipik bir Orta Amerika kasabası görünümünde. Bahçe içerisindeki müstakil evler çoğunlukta. Görüntüyü bozan etkenlerden biri, bu evlerin etrafında ya da üzerindeki demir parmaklıklar. Son yıllarda artan güvenlik sorununun acı ve sürekli bir hatırlatması bu. Sayıları giderek artan yüksek duvarlı rezidanslar bu görüntüyü biraz düzeltse de, duvarlar demir parmaklıklara göre kötünün iyisi…

Görüntüyü bozan diğer bir etken de hiçbir planı, programı olmayan çarpık kentleşme. 1948 yılında orduyu iptal etmiş, bu ilginç ülke. Karışık ve şiddetle yoğrulmuş bir bölgede cesur bir hareket. Savunmaya harcanan parayı eğitim ve sağlığa harcamışlar sürekli. İnsani gelişmişlik seviyelerini yükseltmişler. Bunun hayrını da çok görmüşler. İnsanları efendi, eğitimli. Oturup kalkmasını biliyorlar. Ama başka bir şeye pek para harcamadıklarından, önemsemediklerinden, ya da önceliklerini öyle belirlediklerinden olsa gerek, fiziksel altyapıyı boşlamışlar işte. Yollara, kaldırımlara, şehirciliğe pek harcamıyorlar.

Durun, hemen ‘Hay Allah, bu adam bu şehri niye yazdı, oralara gitmeyiz o zaman’ demeyin! San José şehrinin ya da merkez vadinin her yanı o kadar kötü değil. Escazú ve Santa Ana semtleri, zaten dağlarla çevrili bu bölgede yemyeşil dağlarla eteklerindeki evlerin en uyumlu olduğu yerleri. Daha bir bakımlı, daha bir temiz. İş toplantınızı yapmak, güzel manzaralı bir otelde kalmak, dağdan aşağıdaki vadiyi seyrederken yemek yemek için en iyi semtler bunlar.

Kostarika, yemyeşil doğası yanında aktif volkanlarıyla da göze çarpıyor. Bu volkanlardan ikisi bu bahsettiğim bölgede. Kupkuru, kahverengi bir volkanın neredeyse içine kadar girmek istiyorsanız Cartago’daki Irazú birebir. Yemyeşil bir doğa içinde masmavi kraterli bir volkan için ise Heredia’ya bağlı Poás uygun. Poás’a giderseniz, yol üzerindeki Chubascos, hem tipik yemekleri ile, hem de muhteşem doğasında yürüyüş için ideal.

Kahve nasıl yapılır diye merak ederseniz, Café Britt firmasının düzenlediği turlara katılın. Kahve tarlalarını gezer, kahve turu yapar, keyifli bir sabah yaşarsınız. Kostarika, dünyanın en iyi kahve üreten üç ülkesinden biriymiş. Kostarikalıların yalancısıyım! O kadar iyi mi bilemem, ama gerçekten lezzetli kahveleri. Ya da ‘cuatro en uno’ dedikleri, dört farklı yere götüren günlük turların bir parçası olarak da bu deneyimi yaşayabilirsiniz. Aynı gün o turda orman yanında bir nehirde tembel tembel güneşlenen bir-iki timsah, ağaçlarda koşuşturan birkaç yaramaz maymun, bir kelebek yuvasındaki dev mavi kelebekleri, Poás volkanını görmek olası.

Büyük bir zincir otelde kalayım derseniz, kahve tarlaları ve muz ağaçlarıyla çevrili, eski İspanyol tarzıyla Marriott etkileyici. Havaalanına yakın Heredia’da, sakin, huzur verici bir ortam. Tropik bir Latin Amerika ülkesinde olduğunuzu hatırlatan bir mimari ve doğa…

Küçük bir butik otel isterseniz, 1492 ideal bir yer. On odalı bu tek katlı, küçük ve sevimli otel, San José şehrinin göbeğine yürüme mesafesi olmasına karşın, sessiz, huzurlu bir ortam sunuyor ziyaretçisine. Eski İspanyol mimarisini, otelin sahibesi ve yöneticisi olan, sıcak kişiliği ve entelektüel birikimiyle müşterilerine ev sahipliği yapan Sabrina’nın rahmetli annesinin yüksek hayal gücünün ürünü tabloları tamamlıyor. 100 doların altındaki oda fiyatlarına tropik bahçede yapılan kahvaltı da dahil.

Gene şehrin merkezine ve önemli semtlerine yakın olan Aldea, daha genç çiftler, yalnız seyahat edenler, macera arayanlar, sırt çantalı turistler için uygun bir pansiyon/yurt tarzı otel. Arjantinli bir otelin Kostarika şubesi diyebiliriz. Başında Türk ortak Emir duruyor. Sıcak, kültürlü, eğlenceli bir genç adam. Üniversiteyi Kostarika’da okuyup orada kalmış. Dünyanın dört bir yanından gençler, San José’ye yolları düşerse burada hem konaklıyor, hem de yeni ve ilginç insanlarla tanışıyor. Gündüzleri sessiz olan bu hesaplı otel, geceleri rahat bir bar görünümünde. Gönüllü işler yapmaya Orta Amerika’ya gelmiş Avrupalı kızlar, ABD’li sörfçü gençler, Latin Amerika’lı maceraperestler… İş adamı bir babayla, yazar bir annenin oğlu olmanın doğal sonucu olsa gerek, iş hayatı olarak biraz bohem bir ortam yaratmış Emir, bu eski ama bakımlı, iki katlı ahşap konakta…

Yemek yemek için Escazú’daki Tiquicia’yı tavsiye ederim. Tipik Kostarika yemekleri yemek, canlı müzik ve geleneksel danslar izlemek ve gece aşağıda kalan ışıl ışıl vadiyi seyretmek istiyorsanız bir taşla üç kuş vurabilirsiniz. Yemekleri güzel ve çok pahalı değil.

Dağ ve vadi manzaraları için ise, Aserrí adlı kasaba güzel ve yakınca. Buraya ulaşım, San José’nin merkezinden yarım saat sürmez. Ama benim tavsiyem, biraz daha zahmete girin, Cartago’dan da yarım saat uzakta olan Orosi adlı vadiye gidin. Birkaç yüz yıllık eski İspanyol tarzı kilisesi ve etrafını çeviren dağların eşliğindeki sessiz ve gizemli doğası, sizi başka dünyalara ve zamanlara götürecek. Dönüşte La Casona del Cafetal’de dinlenip, göl manzarasına karşı, tropikal bahçede öğlen yemeği yemeyi ihmal etmeyin. Tatlı su balıkları ve kahveleri güzel.

Müze olarak Museo Nacional ilginç. San José’nin merkezinde sayılır. Özellikle Kolomb öncesi zamanlara uzanıp buradaki binlerce yıllık hayatı tanımak isterseniz, gitmeye değer.

Hazır merkeze kadar gitmişken Avenida Central’de bir yürüyün. Çantanıza göz kulak olarak tabii. Gündüz saatlerini tercih ederek! Farklı insan profilleri, dükkanları ile tipik bir Orta Amerika ortamı yaşayabilirsiniz. Taze bir tropikal meyve suyu içebilirsiniz, herhangi bir restoranda. Mora, piña, cas, guanábana, mango, ilk önereceğim meyve suları. İster sütlü ister sade, hepsi birbirinden güzel. Hatta biraz daha cesaretliyseniz, bir de gallo pinto deneyin, ‘soda’ dedikleri küçük restoranlarda. Bizim kuru fasulye-pilav gibi bir şey. Kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği diye ayırt etmeden yiyorlar.

Öğlene denk geldiyseniz ‘casado’ yiyin. ‘Ev yemeği’ anlamına geliyor. İki-üç dolara kocaman bir tabak geliyor önünüze. İçinde yok yok: salata, et, pilav, muz kızartması. Yanında da koca bir bardak meyve suyu.

Merkezde dolaşacaksanız, Teatro Nacional’in kafesinde dinlenebilirsiniz. Bu güzel neoklasik mekanı turlamak da olası. Hatta vaktiniz olursa ve denk gelirse tiyatro oyunlarını ve ulusal senfoni orkestrasını da öneririm.

Gece hayatını da bir görelim derseniz gidecek yer sıkıntısı çekmezsiniz. Kaliteli canlı müzik için Jazz Café ideal. İster San Pedro’daki, ister Escazú semtindeki yeni yeri olsun, değişik gecelerde farklı müzik seçenekleri sunuyor bu mekan. Kostarika’nın en meşhur grubu Malpaís’ten, Lübnanlı müzisyen bir ailenin kızlarının gerçek bir sanat gösterisi halinde sunduğu göbek dansına kadar farklı lezzetleri burada yakalamak olası.

Nezih bir ortam arıyorsanız Escazú’nun bar ve restoranlarını deneyin derim. Escazú’daki Trejos Montealegre, yan yana barların olduğu eğlenceli bir yer. İnsan profili, Etiler-Bebek tarzına yakın.

Şehir merkezine yakın El Pueblo ise, İspanyol mimarisi, barları, diskoları, restoranları, hediyelik eşya dükkanları ile belki Türkler için daha ilginç bir tecrübe olabilir. Yerel insanlar, üniversiteli gençler, turistler, hayat kadınları, değnekçiler, keşler, yan kesiciler, uyuşturucu, Latin müzikleri (Salsa, Merengue, Cumbia, Trova) bir arada. Biraz maceracı bir ruhunuz varsa El Pueblo’ya uğrayın. Tedbiri elden bırakmadan!

San José bir Panama City (Panama’daki), bir Granada (Nikaragua’daki) ya da bir Antigua (Guatemala’daki) değil. Çok duyduğum bir deyiş vardır, Yahya Kemal’indi diye hatırlıyorum: ‘Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüşüdür’. San José de biraz öyle: En güzel yanı, Kostarika’nın etkileyici Pasifik ve Karayip sahillerine, yağmur ve bulut ormanlarına bir-iki saat mesafede olması!

Sonuç olarak, San José ve çevresi, ülkesinden Kostarika’ya gelip giderkenki uçak bağlantısı durumuna göre bir-iki gün kalma mecburiyeti olursa, yeterli güzellik ve faaliyet vaat ediyor ziyaretçisine. Onun dışında, hele Kostarika’ya ilk kez gidiyorsanız, bir ya da iki haftanızdan bir günden fazlasını bu bölgeye harcamamanızı tavsiye ederim. Bu muhteşem ülkenin o kadar çok görülecek güzelliği var ki, San José ikinci, hatta üçüncü planda kalıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s